26 Ağustos 2012 Pazar

Tarık Akan: Anne Kafamda Bit Var

Tarık Akan: Anne Kafamda Bit Var


Yıl 2002 diye hatırlıyorum. Üç arkadaş kitapçıdan aldığım Tarık Akan'ın kitabını bir günde okumuştuk. Sabah elime aldığım 190 küsür sayfalık kitabı öğlene kadar ben bitirmiştim. Öğleden mesai çıkışına kadar diğer arkadaş, üçüncü arkadaşımda mesaj attığında akşam saat 09:00 civarıydı.

Bu kitap ne anlatıyordu ki: üç arkadaş bir günde okuyup bitirmiştik bu kitabı?

Konuya girmeden önce iki gün önce bu kitap yine çıktı karşıma. Tam 10 sene sonra. Tekrar baştan okuyup ve aynı o günkü düşünceleri kafasma takmama sebep olup :)) bu yazıyı yazmama vesile oldu.

Kitabın temelinde: 1980 askeri darbesinin ardından Almanya da yaptığı bir konuşmadan dolayı  yakalanan Tarık Akan’ın hapishane günlerini ve yaşadıklarını yazdığı kitap. Almanya’da yaptığı bir konuşma Tercüman Gazetesi tarafından çarpıtılarak manşetlere konu olunca zamanın askeri yönetimi  tarafından  yurda girişi sırasında göz altına alınır.

İşte böylece Tarık Akan için hayatının farklı bir dönemini oluşturacak olaylar zinciri başlamış olur. İçerde geçen o zorlu günleri ve uğradığı haksızlık karşısında tek başına ve bir sanatçı olarak bu durumun içinden nasıl aşmaya çalıştığını,  Yılmaz Güney ile 'Yol' filminin serüvenini, aydınların hiçbir açıklama yapılmadan cezaevlerine tıkıldığını anlatıyor.

Yazım tekniği ve bazı konuların sıkça tekrarlanması 'özellikle'  bit konusunun tekrarları insanı sürekli bu konu üzerinde düşünmeye itse de genel anlamı ile kitap iyi. Hele ki: o döneme tanıklık etmesi yakın tarih açısından bir belge niteliği taşıyor bizler için.

Tarık Akan'ın gözaltında ve Selimiye Kışlası'nda yaşadıkları hiç kolay değil. Topluma mal olmuş bir insanın yıllar sonra böyle tüm çıplaklığı ile kamuoyu ile bu durumu paylaşmasının da zor olduğunu tahmin ediyorum.

Dünden bugüne baktığımda Türkiye'de sistemin aynı sadece ölen ve yerlerini alan insanların isimlerinin ve cisimlerinin farklı olduğunu görüyorum. Yine aydınlar ve toplumun önde gelenleri içerde. Zevzeklerse dışarda ahkam kesmeye devam ediyor.

Kelimenin tam anlamı ile gerçekten sıkıntılı günlerden geçiyoruz. 'Anne Kafamda Bit Var' şunu gösteriyor ki, bugün dünden daha beter durumdayız.Umarım yarın bu kitabın içinde anlatılardan daha güç ve elem verici şeyler yaşamayız.

Yakın tarih ile ilgilenenler için alın okuyun diyeceğim. Okuyun ki: yarın başımıza bir şey gelecek olursa en azından ne ile karşı karşıya olduğunuzu görün...
Share This

-Oğuz Atay / Tutunamayanlar

Siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, Ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanı'nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).

-Neyzen Tevfik

Hayat üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.

-Alexandre Dumas

Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu. (3 Silahşörler romanı hakkında)

-Ernesto Che Guevara

Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme.

-Uğur MUMCU

Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir.

-J.J.Rousseau

Felaketlerimizin çoğu bizim eserimizdir ve doğanın istediği gibi basit, tekdüze ve yalnız bir yaşam sürebilseydik bunların hemen hemen hepsinden kurtulabilirdik.