22 Haziran 2009 Pazartesi

Che'nin Veda Şarkısı

Che'nin Veda Şarkısı

1.

Kayalıkta çakılı yelkenli

sana bırakıyorum veda şarkımı.

2.

Benim uzaklardaki ölümümün kanında tohumlanışı da

kayalar devranının altında değişken köklerle.

Yalnızlık! geçmişe özlem çiçeği canlıı duvarların.

Yalnızlık, yeryüzünde adanmış faniliğim.

3.

Taşımak istemiştim heybemde

yüreğinin gelip geçici tadını,

ama kaldı havaya çizilmiş kesin eğrilerle,

yadsıma oldu umudumun yiğitliğine.

Giderim hatıradan daha uzun yıllar boyu

kapalı yalnızlığıyla gezginin,

fakat havaya çizilmiş kesin eğri sanki bana döndü

ve bir işaret koydu pusula kaderime.

Sonu geldiğinde bütün gündelik işlerin

yol yapacağım bir geleceğim olmasa,

gelmiş olacağım bakışında canlanmaya

kaderimin sırıtan parçası olarak.

Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca

zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında.



4.

Dimdik hatıra sonunda düşmüş yola,

usanmış beni bir geçmişi olmadan izlemekten,

unutulmuş yol kıyısındaki bir ağaçta.

Uzaklara gideceğim, hatıra

parçalanarak ölünceye yolun taşlarında,

ve devam edeceğim, içimde

hep o gezginin acısı, yüzümde gülümseyiş.

Bu dönenen bakış ve güç

büyülü bir matador mendilinde.

Alıkoydu kaygı duymaktan tüm çıkarlara,

hep yitiren bir çizgi oldu benim eğrim.

Ve bakmak istemedim seni görürüm diye

beni isteksizce davet etmeni

mutluluğumun pembe boyalı torerosu

Deniz seslenir bana sevecen elleriyle.

Çayırım -bir kıta-

Dümdüz yayılır, tatlı ve silinmezdir

alacakaranlıkta bir çan gibi.



5.

Bir sicil memuresi karşısında kurumlu bir doktor gibidir

kara bir mikroskopu gösteren bilim.

Sanat... sanat diye arzıendam eden şey

bir Leica'nın kısır mekaniğidir.

Acılar ve kaygılarla dolu bir yerli (ve tabii özlemleriyle

olup ta şimdi yiten için

ve onun dönüşünde arzu gönlünde),

coca, alkol ve açlığın aptalca gülümsemesiyle.

Üç kuruşa satılan cinsellik

-Amerika'da pek ucuz-

Boş çarşafların umursanmaz hatırası.

Guetamala bıraktın beni

bağrımda derin bir yarayla

ve de acılarını bana emzirme

ya da emme fırsatıyla,

kahreden bir hıçkırığın belirsiz duygusunda bulan kadını.

Kederleri teker teker birleştiren bir bağ var yine de:

uyanan insanın haykırışıdır o da.



6.

İşte bugün böyle titrek ellerle

belirsiz bir kayıta koyuyorum prizmamı.

Ağacın olgunluğunu tüketmeden

kasalanmış meyvanın garip tadıyla.

Çağırışını farkedemiyorum bazen

yaşlı, garip kanatlanmış kulemden,

fakat bazı günler var ki cinselliğin uyanışını hissediyor

ve bir öpücük dilenmeye dişiye gidiyorum

ve böylece beni arkadaş diye çağırmayanın

ruhunu hiçbir zaman öpemeyeceğimi anlıyorum...

Biliyorum ki tertemiz değerlerin kokusu

bereketli kanatlarla dolduracak beynimi,

Biliyorum ki hayata geçmesi mümkün olmayan

fikirleri barındırmak gibi zevkleri bırakacağım.

Biliyorum ki ölümüne çarpışma günü

halk çocukları benimle omuz omuza verecek,

halkın savaştığı amacın kesin zaferini

göremezsem eğer

fikri en yüksek geleceğe götürmek için

mücadele verdiğimdendir,

eski kabuğun tüylerini yolarken

doğan umudun kesinliğiyle biliyorum bunları.
Share This

-Oğuz Atay / Tutunamayanlar

Siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, Ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanı'nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).

-Neyzen Tevfik

Hayat üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.

-Alexandre Dumas

Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu. (3 Silahşörler romanı hakkında)

-Ernesto Che Guevara

Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme.

-Uğur MUMCU

Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir.

-J.J.Rousseau

Felaketlerimizin çoğu bizim eserimizdir ve doğanın istediği gibi basit, tekdüze ve yalnız bir yaşam sürebilseydik bunların hemen hemen hepsinden kurtulabilirdik.