2 Temmuz 2010 Cuma

Sivas Katliamı Bir İnsanlık Suçudur!

Sivas Katliamı Bir İnsanlık Suçudur!

Günümüzde Madımak Oteli, Sivas Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır.

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.


Yargılama

Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.

Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti.

Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.

Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.

Sahnede Sivas Katliamı
 
Genco Erkal'ın yazıp yönettiği Sivas '93 adlı belgesel tiyatro oyunu, 11 Ocak 2008'de yoğun güvenlik altında Muammer Karaca Tiyarosu'nda sahnelendi. Belgelerden yararlanarak yazılan oyunun anlatıcıları arasında Genco Erkal'la beraber Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan ve Şirvan Akan yer aldı. Oyunun müziğini Fazıl Say besteledi.


Madımak Oteli’nin Kamulaştırılması

17 Haziran 2010 tarihinde Madımak Oteli’nin kamulaştırılması sürecinin başladığı Sivas Valisi Ali Kolat tarafından duyuruldu. Otelin kamulaştırılması bedeli konusunda otel sahipleri ile Sivas İl Özel İdare Sekreterliği’nin kamulaştırma bedeli üzerinde uzlaşmaya varılamaması nedeniyle son kararı Sivas Asliye Hukuk Mahkemesi’nden çıkacak karar belirledi. Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23 Kasim 2010'da aldığı kararla Madımak Oteli'nın bilirkişi raporu doğrultusunda 5 milyon 601 bin lira bedel ile kamulaştırılmasına karar verildi.


Dipnot: Yukarıda fotoğraflar dışında yer verilmiş olan bütün bilgiler Vikipedi adlı internet sitesinden alınmıştır.




SİVAS KATLİAMI BİR İNSANLIK SUÇUDUR...

Filizofça ahkam kesip, sanatçıymış gibi heykel yaparmışçasına güzel cümleler kuramıyorum konu ölüm olunca. Hele insanlarımızın vahşiçe, aptalca saplantılar yüzünden Sivas'ta öldüğü 1993 senesi 2 Temmuz günü aklıma gelince. Dayanamıyorum. Sinir katsayım tavan yapıyor. Elden demokratik hakları kullanıpta hiçbirşey gelmediğini görünce. İnsanın sinirlerini bozan ve anlamdıramadığı tepkiler vermek geliyor. Geliyor da kime ve kimlere...

Peki yapılan mitingler, toplanan imzalar, sözde yargılamalar hepsi boşuna mı?

Maalesef din olgusu öyle işlemiş ki: genlerimize, beyin hücrelerimize... Her olayda olmasa bile bu hususta şovenizmin sınırlarını zorluyoruz. Dünya çapında hegomonyası olan üç büyük dinin, ölüme ve insanlığa bakışıyla ilgili kitaplarında bazı satırlar var. Yazımızın sonunda yer verdim yazıyı okuma gayretine girenler bakabilir. Sadece düşünüp, üzerine kafa yormamız için değil. İnsan olabilmemiz için bu gerçekleri görebilmemiz gerekli. Amacım konuyu saptırmak değil. Tam tersi lafı gediğine oturturmak, çözümleme yapmak, diyalog kurmak insanlarla.



Yalnızca konuyu kafamdaki şekliyle anlatabilmem açısından iyi olacak. Örnek olarak insan hayatı doğumla başladığından ve bazı koşulları kendimizi önceden seçemediğimizden. Şu soruları sormak istiyorum herkese. Hangimiz doğabileceği kıtayı, üzerinde yaşayacağı ülkeyi, beraber saatler geçireceği annesini, babasını, kardeşini, akrabalarını, arkadaşlarını v.s. seçebiliyor. Hangi insan dilinin ne olabileceğine dünyaya gelmeden önce karar verebiliyor. Hangi vatandaş ten renginin ne olacağını önceden düşünme ve karar verme şansına sahip. Takım tutmak gibi birşey değil bu. Rastlantısal olaylar sonucunda belirlenebilecek bir veri hiç değil. Ve gelelim Sivas'taki katliama. Pir Sultan Şenlikleri olduğu sırada galyana gelen bir kısım halk. İster bilinçli, isterse o an ki; insan dışı duygularla bu vahşetin yaşanmasında başrolü üstlendi. Ölen insanlarımızın gelecekleri, hayatlara bakışları, duruşları, konuşmaları, kaygıları hiç hesaba katılmadı. Aşağıda üç büyük dinin kitaplarında geçen cümleler yer alıyor. Ve adaletin terazisinin hala dengeyi bulamadı (tam 18 yıl oldu). Beni kimse inandıramaz adaletin yerini bulacağına. Çünkü: her can, dünyaya bir kere gelir ve her insan büyük bir değerdir insanlık için.

Fazla söz söylemek istemiyorum. Acımız hala taze. Sinirlerimiz hale gergin. En büyük problem adaletin yerine bulamaması onca yıllar içerisinde. Ve en acısı yanarak ölümü hiç kimsenin hak etmiyor olması. Bugün Amerika'da bile onlarca suç işleyen idam mahkumunun ölümü bile sayısız tartışmalara yol açıyorken. Bizde 35 canın hesabı istendiği şekilde sorulamadı. Ve empati kurun çaktığınız çakmağın ateşi elinize bir an değdiğinde hissetiğiniz acıyı aklınıza getirin. Birde bütün vücudunuzun ateş içinde kavrularak, iliklerinize işleyerek dumanlar arasında acı çekerek öldüğünüzü bir hayal edin. Aşağıda dinsel cümlelerin  aslında birçok anlam ifaderken neden? neden anlamsız kaldığını çok iyi anlaşılacaktır o zaman

Ve benim bu vahşet karşısında vardığım nokta şu oldu. Asla öldürmeyeceksin! Hiç kimseyi, hiçbirşey uğruna...
Share This

-Oğuz Atay / Tutunamayanlar

Siz de benim gibi, günleri sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız, Ankara güneşi sizin de uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanı'nda, bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi, bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; kaybettiniz (benim gibi).

-Neyzen Tevfik

Hayat üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.

-Alexandre Dumas

Tarihe tecavüz ettiğimi söylediler ama çok güzel çocuklar doğdu. (3 Silahşörler romanı hakkında)

-Ernesto Che Guevara

Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme.

-Uğur MUMCU

Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir.

-J.J.Rousseau

Felaketlerimizin çoğu bizim eserimizdir ve doğanın istediği gibi basit, tekdüze ve yalnız bir yaşam sürebilseydik bunların hemen hemen hepsinden kurtulabilirdik.